Peyami Safa hangi hikaye türü ?

Onur

New member
Diğer taraftan sosyal ilişkiler ve empati odaklı bir okuyucu, karakterlerin birbirlerini nasıl algıladıklarına, toplumun birey üzerindeki baskısına ve duygusal ilişkilerin anlatı içindeki rolüne daha fazla dikkat edebilir.

Fakat bu iki yaklaşımı erkek ve kadınlara biyolojik olarak dağıtmak doğru değildir. Kadın bir araştırmacı son derece niceliksel bir içerik analizi yapabilir; erkek bir araştırmacı ise karakterlerin duygusal deneyimlerine son derece duyarlı olabilir.

Dolayısıyla daha doğru yaklaşım şudur: Cinsiyet kalıplarını değil, farklı analitik okuma biçimlerini karşılaştırmak.

Peyami Safa'nın hikâyeleri de bu iki yaklaşımın birlikte kullanılmasına oldukça uygundur.

Toplumsal Etkiyi Gözden Kaçırmamak Gerekiyor

Safa’nın hikâyelerini yalnızca bireysel psikoloji üzerinden okumak da başka bir eksiklik yaratır. Çünkü bireyin iç dünyası boşlukta oluşmaz.

Edebiyat sosyolojisi açısından Safa'nın eserleri, bireyin yaşadığı toplumla ilişkisini incelemek için verimli bir kaynak niteliğindedir. Peyami Safa romanları üzerine yapılan sosyolojik araştırmalar da edebiyatın toplumsal hafızayı anlamada kullanılabileceğini ve özellikle Safa'nın eserlerinin döneminin sosyal çatışmalarını okumak açısından işlevsel olduğunu vurgulamaktadır. DergiPark

Bu yaklaşımı hikâyelere uyguladığımızda şu soruyu sormamız gerekir:

Bir karakter gerçekten yalnızca kendi psikolojisinin ürünü müdür, yoksa yaşadığı toplum onun psikolojisini biçimlendirmekte midir?

Safa'nın metinlerinde ikinci ihtimal oldukça güçlüdür.

Kadın-erkek ilişkilerinin sık işlenmesi de bunu destekler. 2023 tarihli araştırmada “Asrın Hikâyeleri”nin önemli bir bölümünün kadın-erkek ilişkilerine odaklandığı belirtilmektedir. DergiPark

Dolayısıyla hikâyelerdeki bireysel çatışmaların altında aile, aşk, evlilik, ahlak, sosyal statü ve kültürel farklılaşma gibi toplumsal katmanlar da bulunmaktadır.

Araştırma Yöntemi: Peyami Safa’nın Hikâyeleri Nasıl İncelenebilir?

Bilimsel bir çalışma yapmak isteyen bir araştırmacı için yalnızca hikâyeleri okuyup izlenim yazmak yeterli değildir. Daha sistematik bir yöntem kullanılabilir.

İlk aşamada korpus oluşturulabilir. Safa’nın mevcut hikâyeleri kronolojik olarak toplanır. Duman’ın çalışması, hikâyelerin tamamının henüz kapsamlı biçimde incelenmemiş olmasının önemli bir araştırma boşluğu oluşturduğuna dikkat çekmektedir. DergiPark

İkinci aşamada her hikâye için kodlama yapılabilir:

- Olay örgüsünün yoğunluğu

- Psikolojik çözümleme sıklığı

- İç konuşma kullanımı

- Kadın-erkek ilişkilerinin bulunup bulunmaması

- Toplumsal çatışma

- Mekân kullanımı

- Anlatıcı türü

- Sonuçlandırılmış veya açık uçlu final

- Karakter sayısı

- Zaman yapısı

Üçüncü aşamada niceliksel veriler niteliksel metin okumalarıyla birleştirilebilir.

Örneğin 100 hikâyenin 70'inde kadın-erkek ilişkisinin bulunduğunu varsayalım. Bu yalnızca bir istatistiktir. Fakat bu ilişkilerin nasıl temsil edildiğini anlamak için metinlerin yakın okumasına ihtiyaç vardır.

Bilimsel yöntem burada iki katmanı birleştirir: “Ne kadar?” ve “Nasıl?”

Bence Peyami Safa araştırmalarında en verimli yöntem de budur.

Peyami Safa’nın Hikâyelerini “Durum Hikâyesi” Saymak Doğru mu?

Burada kesin bir “evet” cevabı vermek yanıltıcı olur.

Çünkü durum hikâyesinin temel özelliği olaydan ziyade belirli bir yaşam kesitini, atmosferi ve karakterin gündelik deneyimini öne çıkarmasıdır. Safa’nın hikâyelerinde ise olay örgüsünün tamamen ortadan kalktığını söylemek mümkün değildir.

Dahası, akademik literatür onun hikâyelerinin farklı dönemlerde ve farklı özelliklerde olduğunu gösteriyor. 2021 tarihli çalışma, ilk hikâyelerinin önemli bir bölümünün hızlı üretim koşullarında ortaya çıktığını ve sonraki edebî gelişiminin anlaşılması için bu metinlerin bütüncül biçimde incelenmesi gerektiğini belirtiyor. DergiPark

Bu yüzden “Peyami Safa = durum hikâyesi” şeklindeki formül yerine:

“Peyami Safa, bireyin iç dünyasını esas alan hikâye anlayışının temsilcisidir; hikâyelerinde olay ve durum unsurlarını psikolojik çözümlemeyle birleştirir.”

demek çok daha isabetlidir.

Romanlarıyla Hikâyeleri Arasındaki Bağlantı

Safa'nın hikâyeciliğini romanlarından bağımsız değerlendirmek de mümkün değildir. Akademik çalışmalar onun hikâyelerinin romana geçiş sürecinde önemli bir aşama olduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır. 2023 tarihli araştırmada hikâyelerin Safa için “romana geçişinde bir durak” olduğu belirtilmektedir. DergiPark

Bu bağlantı özellikle psikolojik anlatım bakımından önemlidir.

Daha sonraki romanlarında bireyin zihinsel dünyasına yoğunlaşan Safa’nın hikâyelerinde bunun daha kısa ve yoğun biçimlerini görmek mümkündür. Kültür ve Turizm Bakanlığı kaynaklarında da Safa’nın romanlarında kişilerin iç dünyasına ve psikolojisine önem verdiği, özellikle Dokuzuncu Hariciye Koğuşu ile yeni anlatım tekniklerini denediği belirtilmektedir. e-Kitap

Bu nedenle hikâyeler, Safa’nın psikolojik anlatım tekniğinin gelişim sürecini izlemek açısından bir tür “erken dönem veri seti” olarak değerlendirilebilir.

Sonuç: Sınav Cevabı ile Bilimsel Cevap Aynı Değil

Soruyu yalnızca lise edebiyatı düzeyinde sorarsak cevap nettir:

Peyami Safa, bireyin iç dünyasını esas alan hikâye anlayışının temsilcilerindendir.

Fakat bilimsel bir edebiyat araştırması yaptığımızda cevap biraz genişler. Safa’nın hikâyelerini doğrudan “durum hikâyesi” veya “olay hikâyesi” etiketiyle sınırlamak doğru değildir. Çünkü onun hikâyelerinde olay, karakter psikolojisi, sosyal çevre, kadın-erkek ilişkileri ve bireysel çatışma birbirine bağlanır.

Üstelik araştırmalar Safa’nın yüzü aşkın hikâye yazdığını, “Asrın Hikâyeleri” döneminde yaklaşık otuz hikâyeyi gazete ortamında yayımladığını ve hikâyelerinin roman sanatına geçişinde önemli rol oynadığını gösteriyor. DergiPark+1

Bu nedenle Peyami Safa’nın hikâyeciliğini tek kelimeyle tanımlamak yerine üç katmanlı bir model kullanmak daha açıklayıcıdır:

Birinci katman: Tür açısından kısa hikâye/öykü.

İkinci katman: Anlayış açısından bireyin iç dünyasını esas alan hikâyecilik.

Üçüncü katman: İçerik açısından psikolojik çatışmaların sosyal ve kültürel çevreyle birlikte ele alınması.

Bence asıl tartışılması gereken de burada başlıyor: Bir hikâyenin merkezinde olay değil insan varsa, onu “olay hikâyesi” veya “durum hikâyesi” gibi biçimsel kategorilerle açıklamak ne kadar yeterlidir?

Daha da önemlisi, Peyami Safa’nın hikâyelerini bugün yeniden okuduğumuzda, onun karakterlerinin yaşadığı psikolojik çatışmaların ne kadarının kişisel, ne kadarının dönemin toplumsal dönüşümlerinden kaynaklandığını nasıl ölçebiliriz?

Belki de Safa’nın hikâyeciliğini yeniden araştırmak için en verimli yöntem, klasik “olay mı, durum mu?” ikiliğini aşarak metin madenciliği, tematik kodlama, anlatı analizi ve edebiyat sosyolojisini aynı araştırmada buluşturmak olacaktır. Böyle bir çalışma, sadece Peyami Safa’nın hangi hikâye türüne ait olduğunu değil, Türk hikâyesinde bireyin iç dünyasının nasıl kurulduğunu da daha somut verilerle ortaya koyabilir.

Kaynaklar: Sevde Duman, “Peyami Safa’nın Hikâyeciliği ve Kitaplarına Girmemiş Bir Hikâyesi”, Çeşm-i Cihan: Tarih Kültür ve Sanat Araştırmaları Dergisi, 8/1, 2021; Berfin Kısa ve İsmail Kekeç, “Peyami Safa’nın Hikâyelerinde Çingeneler”, Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 7/1, 2023; Ejder Ulutaş, “Sosyoloji ve Edebiyat Kavşağında Peyami Safa Romanları”, OPUS Uluslararası Toplum Araştırmaları Dergisi, 6/10, 2016; Jale Özata Dirlikyapan, “Huzursuzlukla Yuvaya Dönüş: Fatih-Harbiye ve Bir Tereddüdün Romanı’nda Aşılamayan Kriz”, İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi, 45, 2017. DergiPark+3DergiPark+3DergiPark+3
 
Üst