Evlilikte saygı nasıl önemlidir ?

Onur

New member
Evlilikte Saygı Nasıl Önemlidir? Birbirini Sevmek Yetmez, Birbirini Duymak da Gerekir

Selam arkadaşlar, bugün sizlerle evlilik üzerine uzun zamandır düşündüğüm bir konuyu, biraz da hikâye tadında anlatmak istiyorum. Çevremizde evlilikle ilgili pek çok söz duyuyoruz: Sevgi her şeyin başıdır, güven olmazsa olmazdır, fedakârlık evliliği ayakta tutar… Bunların hepsinde bir gerçeklik payı var. Ancak bazen insanın aklına şu soru geliyor: İki insan birbirini sevdiği hâlde neden birbirini kırabiliyor? Neden yıllarca aynı yastığa baş koyan çiftler, bir süre sonra birbirine yabancılaşabiliyor?

Bence bu soruların cevaplarından biri, evlilikte saygının ne anlama geldiğinde saklı.

Size bu konuyu anlatmak için Elif ve Murat adında, tamamen hikâye amacıyla oluşturduğum iki karakterin hayatından söz etmek istiyorum. Onların yaşadıkları, belki bir komşumuzun, belki bir arkadaşımızın, belki de zaman zaman hepimizin karşılaştığı durumları hatırlatacak.

Çünkü bazen bir hikâyede kendimizi görmek, uzun uzun verilen öğütlerden çok daha fazla şey öğretebiliyor.

1. Bölüm: Her Şeyin Güzel Başladığı O Günler

Elif ile Murat, ortak bir arkadaşlarının düzenlediği küçük bir doğum günü partisinde tanışmışlardı. Elif bir mimarlık ofisinde çalışıyor, Murat ise bir lojistik firmasında proje yöneticiliği yapıyordu. İkisi de kendi alanlarında başarılı, farklı düşünme biçimlerine sahip insanlardı.

İlk karşılaşmalarında saatlerce konuşmuşlardı. Elif, Murat'ın bir sorun karşısında hemen çözüm üretmeye çalışmasını ilginç bulmuştu. Murat ise Elif'in insanların söylediklerinin arkasındaki duyguları fark etmesine şaşırmıştı.

Bir akşam Elif, iş yerinde yaşadığı bir anlaşmazlığı anlatırken Murat hemen öneriler sıralamaya başlamıştı.

"Yarın yöneticinle konuş. Önce olayları sıraya koy, sonra çözüm önerilerini sun. Böylece konuyu daha rahat kapatırsın."

Elif gülümseyerek, "Bazen sadece beni dinlemeni istiyorum. Her sorunun çözümünü o anda bulmak zorunda değiliz," demişti.

Murat biraz şaşırmıştı. Çünkü onun dünyasında bir sorun varsa, yapılacak en mantıklı şey çözüm bulmaktı. Elif içinse bazen bir sorunu anlamak, insanın kendisini yalnız hissetmemesini sağlamak, çözümün ilk adımıydı.

O gün bu farklılıklarını sevimli bir ayrıntı olarak görmüşlerdi.

Zamanla birbirlerini daha iyi tanıdılar. Evlendiler, küçük bir ev tuttular ve birlikte yeni bir hayat kurmaya başladılar. İlk yıllarında birbirlerine gösterdikleri özen dikkat çekiciydi. Murat, Elif'in yoğun bir gün geçirdiğini fark ettiğinde yemeği hazırlıyor; Elif de Murat'ın önemli bir toplantısı olduğunda onun işlerini kolaylaştıracak ayrıntıları düşünüyordu.

Fakat hayat yalnızca güzel akşamlardan, sürprizlerden ve birlikte içilen kahvelerden oluşmuyordu. Faturalar, iş yoğunluğu, ailelerin beklentileri, ev işleri ve gelecek planları da yavaş yavaş hayatlarına yerleşiyordu.

Bir süre sonra ikisi de farkında olmadan birbirlerinin sözlerini daha az dinlemeye başladı.

İşte asıl hikâye de tam o noktada başladı.

2. Bölüm: Küçük Bir Tartışmanın Ardındaki Büyük Mesele

Bir cumartesi sabahı Murat, birikimlerini kullanarak araba değiştirmeyi planladığını söyledi. Eski arabaları sık sık arızalanıyor, tamir masrafları da bütçelerini zorluyordu. Murat birkaç haftadır fiyatları araştırmış, farklı modelleri karşılaştırmış ve ödeme seçeneklerini hesaplamıştı.

Kahvaltı sırasında konuyu açtı.

"Yeni bir araba almamız gerekiyor. Ben araştırdım. Şu model hem daha ekonomik hem de uzun vadede daha az masraf çıkarır."

Elif bir süre sustu.

"Bu kadar büyük bir kararı birlikte konuşmamız gerektiğini düşünmüyor musun? Birikimimizin önemli bir kısmını kullanacağız."

Murat, elindeki hesaplamaları gösterdi.

"Zaten her şeyi hesapladım. Ödemelerimizi karşılayabiliyoruz."

Elif'in sesi biraz sertleşti.

"Ben yalnızca hesaplara bakmıyorum, Murat. Önümüzdeki yıl annemin sağlık giderleri artabilir. Benim de iş değiştirme ihtimalim var. Bunları hiç düşündün mü?"

Murat kendisini savunmaya geçti.

"Ben bunları düşünmesem zaten araştırma yapmazdım. Her şeyi olumsuz tarafından görüyorsun."

Elif'in yüzündeki ifade değişti.

"Sen de benim söylediklerimi dinlemeden karar veriyorsun."

Tartışma büyüdü. Konu arabadan çıktı, geçmişte yaşanan başka anlaşmazlıklara uzandı. Murat, Elif'in her kararı sorguladığını söyledi. Elif ise Murat'ın kendisini ortak olarak değil, yalnızca onay vermesi gereken biri olarak gördüğünü düşündü.

O sabah araba alınmadı. Ancak asıl sorun, bir otomobilin fiyatı veya aile bütçesi değildi.

Murat, çözüm üretmeye çalışırken karar sürecini tek başına yönetmişti. Elif, ortak geleceklerini ilgilendiren bir konuda düşüncelerinin önemsenmediğini hissetmişti.

Burada önemli bir ayrım var: Bir insanın iyi niyetli olması, davranışının karşı tarafta yarattığı etkiyi ortadan kaldırmaz.

Murat gerçekten ailesinin rahatını düşünüyordu. Elif de bütçelerini korumak istiyordu. İkisinin amacı birbirine karşı çıkmak değildi. Fakat birbirlerine saygı göstermenin yalnızca iyi niyetli davranmak anlamına gelmediğini o gün fark etmeye başladılar.

Sizce de bazen tartıştığımız konu ile aslında kırıldığımız konu birbirinden farklı olmuyor mu? Belki mesele alınmayan araba değil, karar verirken fikrimizin sorulmamasıdır. Belki mesele geç kalmak değil, bekleyen kişinin önemsenmediğini hissetmesidir.

3. Bölüm: Saygının Aileden Öğrenilen Yüzü

O tartışmadan birkaç gün sonra Elif, çocukluğunu hatırladı.

Kendi ailesinde babası çoğu zaman önemli kararları tek başına verirdi. Annesi evin düzenini sağlar, çocukların ihtiyaçlarını karşılar, aile içindeki gerginlikleri yumuşatmaya çalışırdı. Babası kötü biri değildi. Ailesini geçindirmek için çok çalışmış, çocuklarının eğitimine büyük önem vermişti. Ancak evde para, taşınma veya büyük alışverişler gibi konular gündeme geldiğinde son sözü genellikle o söylerdi.

Elif, yıllarca bunu aile hayatının doğal bir parçası olarak görmüştü. Fakat büyüdükçe annesinin bazı kararları sessizce kabullenmesinin her zaman aynı fikirde olduğu anlamına gelmediğini anlamıştı.

Murat'ın çocukluğu da farklı değildi. Babası sorunlar karşısında hemen harekete geçen, ailesinin ihtiyaçlarını çözmek için elinden geleni yapan bir insandı. Murat, çocukken babasının arızalanan eşyaları tamir etmesini, borçları planlamasını ve zor zamanlarda çözüm bulmasını hayranlıkla izlerdi.

Babası sevgisini çoğu zaman yaptıklarıyla gösterirdi. Yorulduğunu söylemez, kaygılarını anlatmaz, aile içinde sorun çıktığında bir yol bulmaya çalışırdı.

Murat da farkında olmadan benzer bir yaklaşım geliştirmişti. Ona göre sorumluluk almak, önceden düşünmek ve karar verebilmek iyi bir eş olmanın önemli parçalarıydı.

Elif ise insanların duygularını gözetmenin, aile içindeki huzuru korumanın ve kararların herkesi nasıl etkileyeceğini düşünmenin önemini öğrenmişti.

Ancak bu farklılıkları kadınların ve erkeklerin doğuştan değişmez özellikleri olarak görmek doğru olmaz. İnsanların iletişim biçimleri; yetiştikleri ailelerden, kişisel deneyimlerinden, toplumsal beklentilerden ve öğrendikleri davranışlardan etkilenir. Çözüm odaklı düşünen kadınlar da vardır, duygularını açıkça ifade eden erkekler de.

Murat'ın stratejik yaklaşımı ile Elif'in ilişkisel yaklaşımı, doğru kullanıldığında birbirini tamamlayabilirdi. Sorun, birinin diğerinden daha değerli olması değil, ikisinin de kendi yaklaşımını tek doğru olarak görmesiydi.

Toplumsal açıdan bakıldığında, geleneksel aile düzeninde erkeklerden çoğu zaman geçimi sağlama ve karar verme, kadınlardan ise bakım verme ve ilişkileri sürdürme beklentisi doğmuştur. Bu roller her ailede aynı biçimde yaşanmamış olsa da bazı kalıplar kuşaktan kuşağa aktarılmıştır.

Üstelik erkeklerin sürekli güçlü görünmesi, kadınların ise her koşulda anlayış göstermesi beklendiğinde iki taraf da kendi duygularını ifade etmekte zorlanabilir.

Erkek, korktuğunu söylemek yerine daha fazla kontrol kurabilir. Kadın, kırıldığını açıkça dile getirmek yerine sessizce fedakârlık yapabilir. Sonunda ikisi de anlaşılmayı beklerken birbirini anlamakta güçlük çekebilir.

Elif ile Murat'ın ihtiyacı, birbirlerini değiştirmek değil, kendi ailelerinden öğrendikleri alışkanlıkları yeniden değerlendirmekti.

4. Bölüm: Dededen Kalan Eski Bir Sandık

Bir pazar günü Murat, babasının evindeki eski eşyaları düzenlemeye yardım etmek için ailesinin yanına gitti. Bodrumda, dedesinden kalma ahşap bir sandık buldu. Sandığın içinde eski fotoğraflar, mektuplar, birkaç aile belgesi ve sararmış bir defter vardı.

Defterin bazı sayfalarında dedesinin günlük hayatına ilişkin kısa notlar bulunuyordu. Büyük bir tarihsel belge değildi; yalnızca bir insanın kendi döneminden geriye bıraktığı küçük izlerdi.

Murat'ın dikkatini bir cümle çekti. Dedesi, yıllar önce yazdığı bir notta, evdeki büyük kararları verirken eşinin fikrini yeterince sormadığını ve bunun aralarındaki mesafeyi artırdığını anlatıyordu. Eşinin kendisine karşı sessizleştiğini fark ettiğini, fakat bunu uzun süre yorgunluğa bağladığını yazmıştı.

Murat sayfayı birkaç kez okudu.

Dedesi kendi döneminde ailesini geçindirmeyi, evin sorumluluklarını taşımayı ve dışarıdaki zorluklara karşı güçlü durmayı görev saymıştı. Eşinin ihtiyaçlarını karşılamayı seviyordu ama onun karar süreçlerine katılmasının da aynı derecede önemli olduğunu geç anlamıştı.

Murat, dedesinin hayatını kendi evliliğiyle birebir karşılaştırmadı. Her dönemin koşulları, ekonomik imkânları ve aile ilişkileri farklıydı. Yine de kuşaklar arasında tanıdık bir şey görmüştü: İnsan bazen sevgisini göstermek için çok şey yapar ama karşısındakinin nasıl bir sevgiye ihtiyaç duyduğunu sormayı unutur.
 
Üst